El Niño ve La Niña Etkisi: Küresel Akıntılar Ankara Hava Durumunu Nasıl Değiştiriyor?
Halil Uzan
Hava durumu ve iklim sistemleri, yerel faktörlerden etkilendiği kadar küresel ölçekteki atmosferik ve okyanusal döngülerle de sıkı sıkıya bağlıdır. Bu küresel döngülerin en bilineni ve en güçlüsü, Büyük Okyanus’ta (Pasifik) meydana gelen El Niño ve La Niña salınımlarıdır. Resmi adıyla ENSO (El Niño-Southern Oscillation) olarak bilinen bu fenomen, ekvatoral Pasifik üzerindeki deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalin üzerine çıkması veya altına düşmesi durumunu ifade eder. İlk bakışta Türkiye’ye ve özellikle de denizlerden uzak, iç kısımlarda yer alan başkent Ankara’ya binlerce kilometre uzaklıkta yaşanan bu okyanus hareketinin Ankara hava durumu üzerinde hiçbir etkisi yokmuş gibi görünebilir. Ancak atmosferik telebağlantılar (teleconnections) nedeniyle, Pasifik'teki bir kelebek çırpınışı, Ankara’nın kış ortasında kuraklık yaşamasına ya da bahar aylarında ekstrem yağışlarla sarsılmasına neden olabilmektedir. Bu yazımızda, El Niño ve La Niña etkilerinin Ankara’nın yerel iklim parametrelerini nasıl manipüle ettiğini bilimsel boyutlarıyla inceleyeceğiz.
Küresel Akıntılar ve Ankara Arasındaki Atmosferik Köprü
Ankara, coğrafi konumu itibarıyla karasal iklim kuşağında yer alır ve etrafı dağlarla çevrili bir plato üzerindedir. Şehrin hava durumunu doğrudan etkileyen ana sistemler İzlanda Alçak Basıncı, Sibirya Yüksek Basıncı, Azor Yüksek Basıncı ve Basra Alçak Basıncı’dır. Ancak bu büyük basınç merkezlerinin gücü ve konumu, küresel okyanus akıntıları tarafından yönlendirilen jet akıntıları (jet streams) ile belirlenir.
Pasifik Okyanusu’nda su yüzeyi aşırı ısındığında (El Niño) veya aşırı soğuduğunda (La Niña), ekvator üzerindeki devasa ısı enerjisi atmosfere salınır. Bu enerji, dünya genelindeki rüzgar koridorlarını ve jet akıntılarının rotasını değiştirir. Rotaları değişen jet akıntıları ise Avrupa ve Akdeniz havzası üzerindeki alçak ve yüksek basınç sistemlerini baskılar veya kuvvetlendirir. İşte Ankara, binlerce kilometre ötedeki bu okyanus salınımına, Avrupa üzerinden sarkan bu atmosferik köprüler vasıtasıyla bağlanır.
El Niño Dönemi: Ankara Hava Durumunda Neler Değişiyor?
El Niño, İspanyolca’da "Küçük Oğlan" veya "İsa’nın Çocuğu" anlamına gelir ve Pasifik’te deniz yüzeyi sularının normalden daha sıcak olması durumunu ifade eder. Küresel olarak sıcaklıkları artıran bu döngünün Ankara üzerindeki etkileri genellikle kış ve bahar aylarında belirginleşir.
-
Ilık ve Sönük Kışlar: El Niño yıllarında, Ankara’yı kış aylarında etkisi altına alan dondurucu Sibirya Yüksek Basıncı genellikle zayıf kalır. Bunun yerine Akdeniz üzerinden gelen daha ılık ama nemli hava kütleleri bölgeye sokulabilir. Bu durum, Ankara kışlarının normalden daha az kar yağışlı ve daha yüksek sıcaklıklarla geçmesine neden olur. Kent merkezinde kar örtüsü kalma süresi kısalır.
İlkbahar Ekstrem Yağışları: El Niño’nun zayıflamaya başladığı ilkbahar aylarında, Ankara’da ani konveksiyonel aktivite artabilir. Atmosferin üst katmanlarındaki sıcaklık dengesizlikleri, Kırkikindi olarak adlandırılan ani sağanakların şiddetini ve sıklığını artırarak kent merkezinde sel riskini tırmandırır.
Yaz Sıcaklık Rekorları: El Niño küresel ısıyı hapsettiği için, Ankara’da yaz aylarında Basra Alçak Basıncı’nın da etkisiyle normallerin çok üzerinde, bunaltıcı sıcak dalgaları (heatwaves) yaşanma ihtimali oldukça yükselir.
La Niña Dönemi: Ankara’da Dondurucu ve Öngörülemez Kışlar
La Niña ise "Küçük Kız" anlamına gelir ve El Niño’nun tam tersine, Pasifik sularının normalden daha soğuk olması durumudur. Küresel olarak serinletici bir etki yapsa da bazı bölgelerde şiddetli kuraklığa, bazı bölgelerde ise dondurucu soğuklara yol açar. Ankara, La Niña döngülerinden genellikle daha sert etkilenir.
-
Blokajlar ve Dondurucu Soğuklar: La Niña yıllarında Kuzey Atlantik ve Avrupa üzerinde "blokaj" adı verilen yüksek basınç duvarları oluşur. Bu duvarlar, Atlantik’ten gelecek ılık ve yağmurlu sistemlerin Türkiye’ye girmesini engellerken, kutup kökenli Sibirya soğuklarının doğrudan İç Anadolu’ya sarkmasına kapı açar. Ankara’da sıcaklıkların geceleri -15°C ve altına düştüğü, kuru soğukların (ayaz) günlerce sürdüğü kışlar genellikle La Niña dönemlerine denk gelir.
-
Kış Kuraklığı ve Kar Kararsızlığı: La Niña dönemlerinde Ankara dondurucu soğuklara maruz kalsa da, nem akışı kesildiği için her zaman beklenen kar yağışını alamaz. "Kuru ayaz" olarak tabir edilen kurak kış günleri yaşanır. Ancak sistem uygun nemle birleştiğinde, kent merkezini felç edebilecek yoğunlukta ekstrem kar fırtınaları da üretebilir.
Geç Gelen Bahar: La Niña’nın etkileri ilkbahara sarktığında, Ankara’da nisan ve mayıs aylarında bile geceleri don riski devam eder. Bahar sıcaklıkları normallerin altında seyreder ve yaz mevsimine geçiş gecikir.
Küresel Akıntıların Geleceği ve Ankara İçin Risk Yönetimi
Görüldüğü üzere, küresel okyanus akıntıları Ankara’da barajların doluluk oranından, kışın harcanacak doğalgaz miktarına, tarımsal üretimden kentsel afet yönetimine kadar zincirleme bir etki yaratmaktadır. Günümüzde küresel iklim değişikliği, El Niño ve La Niña döngülerinin frekansını ve şiddetini de bozmaktadır. Artık bu döngüler daha agresif geçmekte, "Süper El Niño" gibi ekstrem doğa olayları daha sık yaşanmaktadır.
Ankara gibi su kaynakları sınırlı olan ve kentsel nüfusu hızla büyüyen bir metropolün, Pasifik’teki ENSO tahminlerini yakından takip etmesi stratejik bir zorunluluktur. Meteorolojik erken uyarı sistemleri, küresel akıntıların trendlerine göre güncellenmeli; belediyeler, tarım birlikleri ve enerji dağıtım şirketleri planlamalarını bu küresel veriler ışığında 6 ay ila 1 yıl öncesinden yapmalıdır. Unutulmamalıdır ki, küreselleşen dünyada iklim de küreseldir ve Pasifik’teki ısınma, Ankara’daki musluklardan akan suyun miktarını doğrudan belirlemektedir.