Ayasofya neden önemli ve tartışma yaratıyor?

İstanbul'un fethinin yıldönümü nedeniyle yapılan kutlama törenleri nedeniyle 29 Mayıs'ta Ayasofya'da Fetih Suresi okunurken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, mekanla ilgili bundan sonra atılacak adımlar için Danıştay kararının beklendiğini söyledi.

Ayasofya neden önemli ve tartışma yaratıyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan 8 Haziran Pazartesi günü TRT ortak yayınında çok tartışılacak olan açıklamalar yaptı. İstanbul'un fethi kutlamaları nedeniyle Ayasofya'da Fetih suresi okunmasına yapılan eleştirilere karşı teğki gösterek Erdoğan,   "Bu sefer de kalkıyorlar sakın ha Ayasofya ile ilgili orayı camiye çevirmeyin diyorlar. Türkiye'yi siz mi idare ediyorsunuz? Böyle bir adım atılacaksa bunun yetki sahipleri bellidir. Bu ülkenin dinamiklerinde yanan bir şey var. Şu anda biz bir hukuk devleti olarak Danıştay'ın vereceği kararı bekliyoruz. Kararı verdikten sonra atılması gereken neyse o adımlar atılır" dedi. 

Yunanistan Dışişleri Bakanlığının, Ayasofya'da Kuran'dan ayetler okunmasını "Hristiyanların dini duygularına hakaret anlamına geldiğini" belirtmesi üzerine Ayasofya'nın niteliğine ve uluslararası sözleşmelere aykırı bir şekilde hareket etmediğini söyleyerek yanıt verilmişti. 3 Haziran'da 24 TV'ye konuk olan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, konu ile ilgili "Türkiye Cumhuriyeti'nde ezanın ya da Kur'an-ı Kerim'in nerede okunacağını biz başka birine mi soracağız? Türkiye'ye bu konuda akıl verecek son ülke Yunanistan. Avrupa'da camisi olmayan tek başkent Atina. Ayasofya, Türkiye Cumhuriyeti'nin mülküdür ve fethedilmiştir" açıklamasında bulundu.  

Ayasofya tartışması: Bütün insanlığa ait bir kültür varlığı, müze ...

Ara sıra Erdoğan'ın açıklamaları ve düzenlenen etkilerlele gündeme gelen ve tartışma yaratan konular arasında yer alan Ayasofya,. Hıristiyanlık inancı tarafından da kutsal yapılardan biri. Bu nedenle müslümanlar için ibadete açılma konusu tartışmalara konu oluyor.  

Peki Ayasofyayı bu kadar önemli yapan şey ne?

Bizans İmparatoru İkinci Konstantin tarafından 360 yılında inşa edilen yapının tahta olan  tavanlarının 404 yılında yanması sonucu Bizans İmparatoru Birinci Justinyan'ın emriyle tamirata girdi ve  532-537 yılları arasında şimdiki halini aldı. 

Bizans İmpatatorluğunun büyük önem verdiği yapı Psikoposluğun merkezi durumundaydı. İnşaatında 10 binden fazla işçinin çalıştığı yapının inşaatından  Bizanslı mühendis Miletus İsidor ve matematikçi Tralles anthemius sorumluydu.

İçindeki mozaiklerin tamamlanması  565-578 yılları arasında olan yapının inşaatı  5 yıl 10 ayda bitti. O zamanlardaki Bizanslı tarihçilerin dünyanın en büyük yapısı olduğunu yazdığı kilise, 1204 yılına kadar çeşitli depremler ve yangınlar atlattı ve  defalarca yeniden inşa edildi.

Kilise 1204 yılında doğuya sefere giden Haçlıların eline geçerek  bu tarihten 1261'e kadar Roma Katolik Kilisesi'ne çevrildi. Bizanslıların 1261 yılında İstanbul'un hakimiyetini yeniden ele geçirmeleriyle birlikte Ayasofya yeniden Ortodoks Kilisesi olarak kullanılmaya başladı. 

Ayasofya Müzesi

Ayasofya'nın cami olması;

1453 yılında Bizans askerlerinin, kadın ve çocukların sığınma yeri olarak kullanılan Ayasofya, Fatih Sultan Mehmet tarafından 29 Mayıs 1453'de fethedilmesinden sonra da birkaç gün boyunca Ortodoks Kilisesi mensupları Ayasofya'da ibadete izin verildi. 

Fatih Sultan Mehmet, 1 Haziran 1453'te İstanbul'daki ilk Cuma namazını burada kılarak Ayasofya'nın Osmanlı yönetimi altında cami olarak hizmet vereceğini duyurdu. Bunun ardından mihrap ve minber yapıldı, çan ve Haç kaldırıldı. Mozaiklerin üstü kapatıldı. İlk minaresi 1481 yılında inşa edilen yapıya Fatih Sultan Mehmet'ten sonra tahta geçen Sultan İkinci Bayezid zamanında bir minare daha dikildi.

1509'da İstanbul'da yaşanan büyük deprem sonucu  ilk yapılan minare yıkıldı, yerine tuğladan bir minare yapıldı.Sultan İkinci Selim zamanında, Mimar Sinan tarafından yenileme çalışmaları sırasında diğer iki minare de inşa edildi. Yani Ayasofya'nın farklı dönemlerde inşa edilmiş 4 minaresi oldu. 

Ayasofya içinde bulunan İkinci Selim'in türbesi ilk türbe olurken,  Ayasofya'da, içinde padişahların, eşlerinin ve şehzadelerin de yer aldığı 43 farklı türbe bulunuyor. Bunların arasında Sultan Üçüncü Murat, Sultan Üçüncü Mehmet, Safiye Sultan ve Nurbanu Sultan da bulunuyor. 

Ayasofya, Sultan Ahmet Cami yaptırıana kadar Osmanlı'nın en büyük camisiydi. 1739'da yapıya medrese, kütüphane ve aşevi eklenerek büyütüldü.  1847-1849 arasında yenilenme çalışmaları sırasında kapalı kalan Ayasofya, cami olarak son kez 1849'da açıldı.

Ayasofya'nın statüsü belli oluyor! Gözler o tarihe çevrildi

Cumhuriyet döneminde neler değişti?

1923 yılında cumhuriyet ilan edildikten sonra da cami olarak kullanılmaya devam eden yapı, 1931'de kapatıldı. Amerika Bizans Enstitüsü'nün kurucusu Amerikalı arkeolog Thomas Whittemore'ye  Ayasofya'daki mozaiklerin tekrar ortaya çıkarılması için o dönem Cumhurbaşkanı olan M.Kemal Atatürk izin verdi ve bu çalışmalar 15 yıl sürdü. Thomes Whittemore çalışmalara başladıktan bir süre sonra Ayasofya, Bakanlar kurulu tarafından alınan karar ile müze olarak açıldı. 1 Şubat 1935'te müze olarak ziyaretçilere açılan Ayasofya Müzesi, 1996'da Dünya Anıtları İzleme listesine alınan Ayasofya'nın kubbesi ve minareleri, Dünya Anıtları Fonu'nun da desteğiyle 1997-2002 arasında restore edildi.

Aynı zamanda UNESCO dünya mirası listesinde bulunan müze, zaman zaman restore edilmeye devam ediyor.

Ayasofya, Türkiye'nin her yıl en fazla ziyaret edilen tarihi yapılarından biri. 2015'te 3 milyon 425 bin ziyaretçiyle Türkiye'nin en fazla ziyaret edilen müzesi oldu. 2017'de bu sayı 1 milyon 892 bine düştü.
Ayasofya defalarca tadilattan geçti
Ayasofya'nın tartışılma nedeni ne?
2000'li yılların başından beri hala sürekli tartışılan Ayasofya  1936 tarihli tapu senedine göre, Ayasofya "57 pafta, 57 ada, 7. parselde Fatih Sultan Mehmed Vakfı adına Türbe, Akaret, Muvakkithane ve Medreseden oluşan Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi" adına tapuludur" ifadesi var. Ve ayasofyanın cami olarak kullanılması taraftarları bu ifadelere dayanıyor. 
Ancak Ayasofya bazı istisnalar dışında ibadete açık bir yer değil. 
2014'te Papa Francis, İstanbul ziyareti sırasında Ayasofya'yı da gezdi

Ayasofya'da hangi dini törenler düzenlendi?

Katolik Hristiyanların lideri Papa 6. Paul, 5 Temmuz 1967'de İstanbul'u ziyaret ettiği sırada Ayasofya'ya da giderek dua etti.

Bunun ardından  Milli Türk Talebe Birliği yöneticileri de tepki olarak Ayasofya Müzesi'nde namaz kıldı. Bu iki olaydan sonra Ayasofya'nın statüsüyle ilgili ilk ciddi tartışmalar yaşandı.

Aradan yaklaşık 25 yıl geçtikten sonra  1991'de, (1. Mahmut döneminde Ayasofya'nın ana binasının dışında, padişahların dinlenmesi, abdest alması için yapılmış olan) Hünkar Kasrı ibadete açılarak buraya Ekim 2016'da bir imam da atandı. Hünkar Kasrı'nda bu gün hala bayram namazı ve günde beş vakit namaz kılınıyor, ezan okunuyor.2005'te, Sürekli Vakıflar Tarihi Eserler ve Çevreye Hizmet Derneği 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararının iptal edilmesi ve  yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştay'da dava açtı. Bu istem,Danıştay tarafından reddedildi. 

 2014'te Papa Francis, İstanbul ziyareti sırasında Ayasofya'yı da gezerek müze müdüründen restorasyon çalışmalarıyla ilgili bilgi aldı. 

Ayasofya'ya 2006'da Hristiyan ve Müslüman müze çalışanları için birer tane ibadet odası açıldı.

Anadolu Gençlik Derneği'nin organize ettiği bir grup 13 Mayıs 2017'de, , Ayasofya'nın önünde sabah namazı kıldı.

Diyanet İşleri Başkanlığı 21 Haziran 2017 tarihinde, Ayasofya'da Kadir Gecesi programı düzenledi. Program, devlet kanalı TRT'de canlı yayınlandı.

Mart 2018 tarihinde  Yeditepe Bienali'nin açılış töreninde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan konuşma öncesi Kuran okundu. 

Yapılan bu son etkinlikler Ortodoks dünyası tarafından tepki ile karşılansa da  Sürekli Vakıflar Tarihi Eselere ve Çevreye Hizmet Derneği, Ayasofya'nın ibadete açılması için yeniden talepte bulundu. Anayasa Mahkemesi Ekim 2018 tarihinde  derneğin talebini reddetti.

Mart 2018'de Erdoğan, Ayasofya Müzesi'nde düzenlenen Yeditepe Bienali'nin açılış töreninde konuştu

Erdoğan'ın Ayasofya hakkındaki  dedikleri

 2013 tarihinde İstanbul'un fethinin 560. yıldönümünde birkaç muhafazakar sivil toplum kuruluşunun "İstanbul'un fethinin imzası olan Ayasofya yeniden ibadete açılsın" taleplerine bu taleplerin 'bir oyun' olduğunu ve ne zaman neyi yapacaklarını kendilerinin bildiğini söyledi. 

O dönemlerde başbakanlık görevinde bulunan Erdoğan,  partisinin Kızılcahamam'daki kampında milletvekillerinin konuyla ilgili soruları üzerine "Sultanahmet çok boş. Sultanahmet dolarsa Ayasofya'yı da gündeme alabiliriz" yanıtını vermişti.

Geçen 31 mart seçimlerinde Ayasofya meselesi Erdoğan tarafından birkaç kez gündeme getirildi. 

16 Mart 2019 tarihindeki Tekirdağ mitingi sırasında bir vatandaşın Ayasofya'nın cami yapılması çağrısına Erdoğan, "Büyük Çamlıca Cami'ni yaptık. 4 tane 5 tane Ayasofya eder, o kadar büyük. Anadolu yakasında, tüm İstanbul ve Türkiye'de en büyük camii. Mesele o değil, bu işin bir siyasi boyutu var, yanı var. Yan tarafta Sultanahmet'i doldurmayacaksın, Ayasofya'yı dolduralım… Bu oyunlara gelmeyelim, bunların hepsi tezgah. Biz ne zaman neyin nasıl yapılacağını çok iyi biliyoruz. Bu namussuzlar böyle dedi diye biz adım atmayız" demişti

Bunların ardından Erdoğan bir konuşmasında "Burasının isminin müzeye çevrilmesi çok büyük yanlıştı. Biz de dedik ki, 'Çok yoğun bir şeklide bu tür bir talep olduğuna göre böyle bir adımı atmanın artık zamanı gelmiştir" ifadelerini kullandı.

2013 yılında o dönemin Milliyetçi Hareket Partisi'nden milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Ayasofya'nın müze olmasına ilişkin 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete'de yayımlanmamış olmasını ve tapusunda cami olarak belirtilmesini gerekçe göstererek TBMM'ye Ayasofya'nın cami olarak yeniden ibadete açılmasına yönelik bir kanun teklifi sundu. Halaçoğlu'nun teklifi 15 Kasım 2013'ten bu yana Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu'nda. Henüz komisyondan bir karar çıkmadığı için genel kurula sevki de söz konusu olmadı.



YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER