ABD basını ne diyor?(21 Ekim)

Dünya'da ve bilhassa ABD gündeminde olan biteni değerlendiren ABD'nin önde gelen gazetelerinde 'ne var ne yok?'

ABD basını ne  diyor?(21 Ekim)

Dünya'da ve bilhassa ABD gündeminde olan biteni değerlendiren ABD'nin önde gelen gazetelerinde 'ne var ne yok?'

Washington Post, Kürt güçlerin, Türkiye'yle yapılan ateşkes anlaşmasının bir parçası olarak Resülayn'dan çekildiğini, bu hamlenin gerginlikleri hafifletebileceğini yazıyor. Gazete, Savunma Bakanı Mark Esper'ın dün yaptığı açıklamada aralıklı ateşe rağmen Suriye'nin kuzeydoğusundaki ateşkese genel olarak uyulduğunu, Amerika'nın planlandığı gibi çekilmeye devam ettiğini söylediğini bildiriyor. Habere göre Suriye Demokratik Güçleri Sözcüsü Kino Gabriel, anlaşmada kendi üzerlerine düşeni yaptıklarını kaydetti ve Türkiye ile varılan askeri operasyona ara verme anlaşması çerçevesinde Resülayn'ı boşalttıklarını, kentte savaşçıları kalmadığını söyledi. Türkiye Savunma Bakanlığı'ndan dün yapılan açıklamadaysa Resülayn'a 55 araçlık bir konvoy gönderildiği bildirildi. Öte yandan Amerika Savunma Bakanı Mark Esper, Afganistan'ın başkenti Kabil'e giderken gazetecilere Amerika'nın Suriye'nin kuzeydoğusundan hızla çekilmeye devam ettiğini, Suriye'den çıkan askerlerin Irak'ın batısına gideceklerini söyledi. Esper'a göre bu askerlerin iki misyonu olacak. Birincisi, Irak'ın kendini savunmasına yardım etmek, ikincisiyse IŞİD'e karşı bir misyon yürütmek. Esper, ”Suriye'den çekilmeyi tamamladığımız zamanla şu an arasında bazı değişiklikler olabilir ama şimdilik plan bu,” şeklinde konuştu. Öte yandan gazete, Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi ve beraberindeki heyetin Ürdün'e yaptığı sürpriz ziyaretle ilgili haberleri de aktarıyor. Habere göre Pelosi, Ürdün Kralı 2. Abdullah'la Cumartesi akşamı bir araya geldi, Pazar sabahıysa Amerika'ya dönmek üzere Ürdün'den ayrıldı. Ancak iki taraf da görüşmenin ayrıntılarına ilişkin açıklama yapmadı. Pelosi, heyetin, Türkiye'nin operasyonuyla birlikte krizin derinleşmesinden sonra bölgesel istikrar, mülteci hareketliliği ve IŞİD, İran ve Rusya'nın önünde açılan tehlikeli kapı hakkında önemli görüşmelerde bulunduklarını kaydetmekle yetindi. Ürdün devlet haber ajansı Petra ise Kral İkinci Abdullah'ın ”Suriye'nin toprak bütünlüğünü garanti altına alan, aynı zamanda mültecilerin güvenli ve gönüllü geri dönüşünü sağlayacak siyasi bir çözüm bulunması çağrısı yaptığını” bildirdi.

Washington Post bugün ayrıca Cumhuriyetçi Parti içinde yükselen muhalif sesler nedeniyle Başkan Trump'ın bir sonraki G-7 zirvesinin Florida eyaletindeki Doral golf kulübünde yapılması ısrarından vazgeçtiğini yazıyor. Habere göre Trump, haftasonunda muhafazakar müttefikleriyle yaptığı telefon görüşmelerinde, Cumhuriyetçi Partililer'in kendisini birçok cephede savunmakta zorluk çekmeye başladığının farkına vardı. Demokratlarsa dev bir hükümet ihalesini kendi firmasına vermesi nedeniyle Trump'a yüklenmeyi sürdürdü. Gazete, Beyaz Saray'ın G-7 zirvesinin Trump'a ait golf kulübünde yapılacağına ilişkin Perşembe günkü duyuruya açıklık getirmeyi başaramadığı yorumunda bulunuyor. Muhalifleri, bunu Trump'ın makamını kendi kişisel çıkarı için kullanmasının bir başka örneği olduğunu savunurken Cumhuriyetçiler, Trump'a siyasi destek vermekte zorlanıyor. Öte yandan Trump, G-7 zirvesinin yapılacağı mekan konusunda karar değiştirmek zorunda kalmasından ötürü medyayı ve Demokrat Partili muhaliflerini suçladı. Ancak bazı danışmanlarına göre Trump'ın karar değişikliğinin asıl nedeni, kendi partisinden gelen baskı ve memnuniyetsizlik. Gazete, zirvenin Doral'daki golf kulübünde yapılması kararının Cumhuriyetçi Kongre üyeleri arasında endişeye neden olduğunu, hatta bazı Cumhuriyetçiler'in Trump'ı bu konuda savunmaya hazır olmadıklarını söylediğini kaydediyor.

New York Times ise Batı Yarımküre'nin en yoksul ülkesi Haiti'deki son siyasi krizle ilgili haberi aktarıyor. Habere göre Haiti uzun yıllardır ekonomik ve siyasi işlevsizlik içinde olsa da halk, mevcut kriz gibisini daha önce yaşamadıklarını söylüyor. Krizin nedeniyse Devlet Başkanı Jovenel Moise ve yolsuzluk suçlamaları nedeniyle Moise'in iktidardan uzaklaştırılması çağrısı yapan, son dönemdeyse daha çok güçlenen muhalif hareket arasındaki çekişme. Şiddet içerikli protestolara neden olan siyasi kriz, ülkedeki yoksulluğun giderek daha da derinleşmesine yol açıyor. Haftalardır devam eden sosyal çalkantıların yaygın yolsuzluklar ve ekonomik darboğazla birleşmesiyse kamu hizmetlerinin çökmesine, hukuksuzluk ve güvenlik açığının giderek yaygınlaşmasına yol açtı. Birleşmiş Milletler, son birkaç haftadır devam eden protestolarda 15'i polis olmak üzere en az 30 kişinin öldüğünü bildiriyor. Yakıt sıkıntısı, hastanelerin hizmeti aksatması ya da bazı yerlerde tamaman kapanması, toplu ulaşımın durması, Eylül başından bu yana okulların kapalı olması, kronik açlık ve yoksulluk, Haiti'nin şu anda karşı karşıya olduğu en ağır krizin beraberinde getirdiği zorlukların bazıları.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER