Siyaset Kulislerinde "Dokunulmazlık" Çatlağı: Selahattin Demirtaş, Kemal Kılıçdaroğlu ile Görüşmeyecek!
Halil Uzan
Ankara ve Edirne ekseninde yürüyen muhalefet kulisleri, yeni bir restleşme dalgasıyla çalkalanıyor. Geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kanadından yapılan açıklamalarda, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etmeyi planladığı kamuoyuna yansımıştı. Ancak Demirtaş cephesinden gelen son dakika bilgileri, olası bir resmi ziyaret başvurusuna kesin olarak olumsuz yanıt verileceğini ortaya koydu. İki aktör arasındaki bu keskin diyalog kopukluğu, sol-muhalefet blokundaki eski defterlerin yeniden açılmasına neden oldu.
Krizin Perde Arkası: "Pişman Değilim" Açıklaması İpleri Kopardı
Selahattin Demirtaş’ın yakın çevresinden sızan bilgilere göre, görüşme kapılarının tamamen kapatılmasının arkasında Kılıçdaroğlu’nun geçmişte attığı siyasi adımları ısrarla savunması yatıyor. Kılıçdaroğlu, katıldığı son televizyon programlarında HDP’li milletvekillerinin tutuklanma sürecinin önünü açan 2016 yılındaki dokunulmazlıkların kaldırılması kararını hatırlatarak, "Dokunulmazlıkların kaldırılması yönünde verdiğimiz kararın arkasındayım, pişman değilim" ifadelerini kullanmıştı. Yaklaşık 10 yıldır cezaevinde bulunan Demirtaş'ın, bu açıklamaların ardından Kılıçdaroğlu ile herhangi bir siyasi zemin paylaşmak istemediği belirtiliyor.
Kılıçdaroğlu Cephesi: "Henüz Resmi Bir Talep Yapmadık"
Siyaset arenasının ve Keşfet listelerinin ilk sırasına yerleşen bu gelişmenin ardından Kılıçdaroğlu'nun ekibinden ve yardımcılarından da ilk değerlendirmeler geldi. Yapılan açıklamalarda, Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki günlerde Edirne’ye gitme yönünde genel bir niyetinin ve planlamasının olduğu doğrulanırken, Adalet Bakanlığı’na veya cezaevi yönetimine henüz resmi bir ziyaret başvurusunda bulunulmadığı kaydedildi. Demirtaş’ın daha önce aldığı "aktif siyasetçilerle görüşmeme" kararına da sadık kaldığını belirten analistler, bu hamlenin muhalefet partileri arasındaki taban dengelerini ve geleceğe dönük ittifak stratejilerini de derinden etkileyebileceğini öngörüyor.