Danıştay: Polislik sıradan memurluk değil

Danıştay 8. Dairesi, kasten işlenmiş olan bir suçtan ötürü HAGB'si olsa bile bir sene ya da daha fazla süre ile hapis cezasına mahkum edilenlerin POMEM'e alınmamasını öngören yönetmelik hükmünün iptal istemini reddetti.

Danıştay: Polislik sıradan memurluk değil

Danıştay: Polislik sıradan memurluk değil

Danıştay 8. Dairesi, kasten işlenmiş olan bir suçtan ötürü hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile bir sene ya da daha fazla süre ile hapis cezasına mahkum edilenlerin POMEM'e alınmamasını öngören yönetmelik hükmünün iptal istemini reddetti.

Olayda, Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği'nin 8/g-1 maddesinde bulunan "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi" ibaresinin iptali istenmiştir.

Davacı, konuyla alakalı olan mevzuat çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmiş olan bir mahkumiyet kararı olarak değerlendirilemeyeceği, kanun koyucu tarafından hukuki bir sonuç doğurmayacak olan bu durumun dava konusu Yönetmelik maddesi ile sonuç doğurur hale getirildiğini savunmuştur.

Danıştay 8. Dairesi davayı reddetmiş ve HAGB ile ilgili şu tespitleri yapmıştır:

"Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla kamu davası sonuçlanmadığından, halen sanık sıfatı taşıyan kişi hakkındaki yargılamanın da sonlandığını kabule olanak bulunmamaktadır.

Polisin; toplumun asayişini, kişilerin, tasarruf emniyetini ve konut dokunulmazlığını korumak, halkın ırz, can ve malını muhafaza ve halkın istirahatini sağlamakla görevli ve genel bir emniyet görevlisi olması nedeniyle bu mesleğe girecek ve sürdürecek olanların da hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde güvenilir, onurlu, iyi ahlaklı ve disiplinli kişiler arasından seçilmeleri gerekmektedir.

Bu durumda, polislik mesleğinin yukarıda aktarılan özelliği gereği, bu mesleğe alınacaklarda diğer memurlardan farklı olarak bazı özel niteliklerin aranması gerektiği açıktır."

T.C.

DANIŞTAY

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas No: 2017/1575

Karar No: 2020/3734

DAVANIN KONUSU:

06/06/2015 tarihli 29378 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği'nin 8/g-1 maddesinde yer alan "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi" ibaresinin iptali ile . tarihli işlem ile Hatay Polis Eğitim Merkezi Müdürlüğü'nden kaydının silinmesi ve buna bağlı olarak istenilen öğrenim masraflarının istenmesinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI:

Davacı tarafından, ilgili mevzuat çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olarak değerlendirilemeyeceği, kanun koyucu tarafından hukuku bir sonuç doğurmayan bu kurumun dava konusu Yönetmelik maddesiyle sonuç doğurur hale getirildiği, hukuken ve yasal olarak bir sonuç doğurmayan ve hüküm sayılmayan mahkeme kararına binaen polis meslek yüksekokulundan ilişiği kesilmesinin sebep yönünden hukuka aykırı olduğu, ileri sürülmektedir.

... BAKANLIĞI'NIN SAVUNMASI :

Davacının Hatay Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğüne 18. Dönem POMEM öğrencisi olarak 20/11/2016 tarihinde geçici kaydının yapıldığı, POMEM Giriş Yönetmeliği ile Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği çerçevesinde yaptırılan güvenlik soruşturması neticesinde 02/02/2012 tarihinde infaz kurumuna veya tutukevine yasak madde sokma suçundan . Asliye Ceza Mahkemesi'nin . tarihli E:. K:. sayılı 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, davacı hakkında verilen cezanın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinden 5 yıl süre ile denetime tabi tutulduğunun . tarihli Hatay Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü kararından anlaşıldığı, 657 sayılı Devlet Memurları kanunu 48/B (2) maddesinde 'Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak' kuralına yer verildiği, Polis Meslek Eğitim merkezleri Giriş Yönetmeliği'nin ilgili hükümlerine uygun hareket edildiğini, Başkanlık makamının 12/01/2017 tarihli onayı ile de geçici kayıtlı bulunduğu . Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğünden ilişiği kesildiğini, mevzuattaki özel şartları taşımayan davacının ilişiğinin kesilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.

. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'NÜN SAVUNMASI:

Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliğinin 8. maddesinin birinci fırkasında "Kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahküm olmamak," hükmünün yer aldığı, davacının bu hüküm çerçevesinde hukuka uygun olarak ilişiğinin kesildiği, işlemin mevzuata uygun olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİNİN DÜŞÜNCESİ:

Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISININ DÜŞÜNCESİ:

Dava, 06/06/2015 tarih ve 29378 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliğinin 8/g-1 maddesinde yer alan ''hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi'' ibaresi ile Polis Akademisi Başkanlığı'nın . tarih ve . sayılı yazısının iptali istemiyle açılmıştır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun "Devlet Memurluğuna Alınma" başlıklı 3. kısmında yer alan 48. maddesinde; devlet memuru olabilmek için gerekli olan şartlara maddenin (A) bendinde yer verildikten sonra maddenin (B) bendinde "Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak" devlet memurluğuna alınmanın özel şartları arasında sayılmıştır.

3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun Ek- 24. Maddesinde, polis meslek eğitim merkezlerindeki eğitim-öğretim süresi içerisinde; giriş şartlarını taşımadıkları sonradan anlaşılanların, eğitim ve öğretimini başarı ile tamamlayamayanların, sağlık ve disiplin yönünden polis olamayacağına yetkili kurullarca karar verilenlerin polis meslek eğitim merkezleri ile ilişiklerinin kesileceği, maddenin son fıkrasında; polis meslek eğitim merkezlerinin kuruluş ve çalışma usül ve esaslarının, bu merkezlerde eğitime alınacak öğrencilerde aranacak şartlar, yapılacak sınavlar, disiplin ve eğitim-öğretimle ilgili konular, öğrenciliğin sona ermesi, tazminat ve yükümlülük esasları ile giyecekleri kıyafetler ve diğer hususların İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

3201 sayılı Kanunun Ek- 24. maddesine dayanılarak çıkarılan ve 07.05.2008 günlü, 26869 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği'nin "Adaylarda aranılacak şartlar" başlıklı 7. maddesinde; "(1) POMEM'lere başvuran adaylarda aşağıdaki şartlar aranır

....f) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı altı ay veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış veya yasaklanmış haklar geri verilmiş olsa bile; devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşısuçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli

iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından;

1) Mahküm olmamak.

2) Hükmün açıklamasının geri bırakılmasına karar verilmemiş olmak.

3) Devam etmekte olan bir kovuşturma bulunmamak veya kovuşturması uzlaşma ile neticelenmemiş olmak..." hükmü bulunmakta iken,

06/06/2015 günlü, 29378 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği'nin 23. maddesiyle adı geçen Yönetmelik yürürlükten kaldırılmış, yeni Yönetmeliğin aynı konuyu düzenleyen "Adaylarda aranılacak nitelikler" başlıklı 8. maddesiyle; "(1) POMEM'lere başvuru yapacak adaylarda aşağıdaki şartlar aranır.

...g) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile, adayın kendisinin ve evli ise eşinin;

1) Kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahküm olmamak,

2) Affa uğramış veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık veya cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan dolayı mahküm olmamak veya bu suçlardan dolayı devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak veya kovuşturması uzlaşma ile neticelenmemiş olmak..." hükmü getirilmiştir.

Yönetmeliğin intibak eğitimi başlıklı 18. maddesinin 1. fıkrasında, POMEM'lere geçici kaydı yapılan adayların Başkanlığın belirleyeceği takvim doğrultusunda intibak eğitimine tabi tutulacakları, intibak eğitimi başlangıcından itibaren adayların güvenlik soruşturmaları ve arşiv araştırmalarının yaptırılacağı, yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması ile ilgili sonuçların POMEM Yönetim Kurulunca değerlendirilerek karara bağlanacağı; intibak eğitimi döneminde POMEM'den çıkma veya çıkarılma başlıklı 21. maddesinin 3. fıkrasında, 8. maddede sayılan nitelikleri taşımadıkları anlaşılan adayların ilişiklerinin, POMEM Müdürünün teklifi ve Başkanın onayıyla kesileceği; kesin kayıt-kabul başlıklı 22. maddesinin 2. fıkrasında da, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz olan veya Sağlık Yönetmeliğinde belirtilen nitelikleri taşımadıkları anlaşılan, istifa eden ya da vefat eden adayların dosyalarının POMEM Müdürlüğü tarafından Başkanın onayı ile işlemden kaldırılmak üzere Başkanlığa gönderileceği kurala bağlanmıştır.

Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; ertelemenin bir çeşidi olan, ''hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi''; fail hakkında kurulacak ceza hükmünün belli şartlara bağlı olarak daha sonraki bir zamana bırakılması, failin denetim süresi içinde yeni bir suç işlememesi ve mağdurun mağduriyetini gidermesi koşuluyla cezanın uygulanmaması şeklinde tanımlanmış olup; yapılan yargılama sonunda verilen hüküm geçici bir süre askıda kalmaktadır. Ancak, askı süresi (denetim süresi) içinde yeni bir suç işlenmesi ya da yükümlülüklere aykırı davranılması halinde mahkeme tarafından hüküm açıklanacak ve ceza infaz edilecek, ilgilisi hakkında hukuki sonuç doğuracaktır. Başka bir ifadeyle, bu karar beraat anlamına gelmemekte, belirtilen süre içerisinde sanık denenmektedir. Denetim süresi sonunda beklenilen gibi davranması halinde, beraat kararının hüküm ve sonuçlarını doğuracaktır.

Sonuç olarak polislik mesleğinin özelliği gereği, mesleğe sabıkası ve kötü hali olmayan kişilerin seçilmesi kaçınılmazdır. Toplumda güvenlikten sorumlu kurumların oluşumunun sağlam bir yapı üzerine inşa edilmesi ve bu maksatla azami titizlik gösterilerek getirilmiş olan bu düzenlemenin hukuka uygun olduğunun kabulü bir zorunluluk teşkil etmektedir. Bu nedenle, Yönetmeliğin davaya konu edilen 8. maddesinin 1.fıkrasının (g) bendinde sayılan suçlardan dolayı polis adayları hakkında "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi" ibaresinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Davanın, davacının Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğünden ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin iptali istemine ilişkin kısmına gelince;

Dosyanın incelenmesinden; davacının "İnfaz Kurumuna veya Tutukevine Yasak Eşya Sokma" suçundan dolayı . Asliye Ceza Mahkemesinin . tarih ve E:., K:. sayılı kararı ile 1 yıl, 8 ay hapis cezasına çarptırıldığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, daha sonra davacının başvurusu üzerine .Asliye Ceza Mahkemesinin . tarihli kararıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 231/10 ve 223/8. maddeleri gereğince düşürülmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, polislik mesleğinin özelliği gereği ve yukarıda yapılan açıklamalar karşısında Yönetmeliğin 8/g-1 maddesi uyarınca tesis edilen işlemde mevzuata aykırılık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 23/09/2020 tarihinde, davacı vekili Av. .'ın ve davalı idareler vekili Av. .'nün geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ :

Dava, 06/06/2015 tarihli 29378 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Polis Meslek Eğitim merkezleri Giriş Yönetmeliği'nin 8/g-1 maddesinde yer alan "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi" ibaresinin iptali ile . tarihli işlem ile Hatay Polis Eğitim Merkezi Müdürlüğü'nden kaydının silinmesi ve buna bağlı olarak istenilen öğrenim masraflarının istenmesinin; İlgili mevzuat çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olarak değerlendirilemeyeceği, kanun koyucu tarafından hukuku bir sonuç doğurmayan bu kurumun dava konusu Yönetmelik maddesiyle sonuç doğurur hale getirildiği, hukuken ve yasal olarak bir sonuç doğurmayan ve hüküm sayılmayan mahkeme kararına binaen polis meslek yüksekokulundan ilişiği kesilmesinin sebep yönünden hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istemiyle açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:

İlgili Mevzuat:

3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun Ek 24 üncü maddesinde yer alan; "Polis meslek eğitim merkezlerinin kuruluş ve çalışma usül ve esasları; bu merkezlerde eğitime alınacak öğrencilerde aranacak şartlar, (.) yapılacak sınavlar, disiplin ve eğitim-öğretimle ilgili konular, öğrenciliğin sona ermesi, tazminat ve yükümlülük esasları ile giyecekleri kıyafetler ve diğer hususlar İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almaktadır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinde; "Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır....

B) Özel şartlar:

1. Hizmet göreceği sınıf için 36 ve 41 nci maddelerde belirtilen öğretim ve eğitim kurumlarının birinden diploma almış olmak,

2. Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak." hükmü, 25/4/2001 tarihli ve 4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanununun 30. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde "f) Polis meslek yüksek okullarının kuruluş, çalışma, disiplin ve eğitim-öğretim esasları ile bu okullara alınacak öğrencilerde aranacak şartlar, yapılacak sınavlarla, enstitünün kuruluş ve işleyişine ilişkin esaslar ve diğer hususlar,...

Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Ancak akademik konularla ilgili yönetmeliklerde Eğitim ve Öğretim Yüksek Kurulunun da görüşü alınır." hükmü yer almaktadır.

Söz konusu hükme dayanılarak çıkarılan Polis Meslek Yüksekokulları Giriş Yönetmeliği'nin "adaylarda aranacak şartlar" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde; "(Değişik:RG-6/6/2015-29378) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile, adayın kendisinin ve evli ise eşinin;

1) Kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahküm olmamak,

2) Affa uğramış veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık veya cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan dolayı mahküm olmamak veya bu suçlardan dolayı devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak veya kovuşturması uzlaşma ile neticelenmemiş olmak.", kuralı getirilmiştir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlıklı 231. maddesinin 5. fıkrasında; ''Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder.'' 8. fıkrasında; "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık," beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur.'', 10. fıkrasında Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.", 11. fıkrasında; ''Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkümiyet hükmü kurabilir." hükümlerine yer verilmiştir.

5352 sayılı Adli Sicil Kanunun 10. maddesinin 3. fıkrasında; "Onsekiz yaşından küçüklerle ilgili adli sicil ve arşiv kayıtları; ancak soruşturma ve kovuşturma kapsamında değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıkları, hakim veya mahkemelerce istenebilir." hükmü yer almaktadır.

Dava Konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan; "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi" ibaresinin İncelenmesi:

Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinden anlaşıldığı üzere; sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmeden önce sanığın sabit bulunan eylemine uygun bir sonuç ceza belirlenmekte ve mahkümiyet hükmü kurulmaktadır. Yine hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile sanık hakkında kurulan bu mahkümiyet hükmü koşullu olarak, sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmamaktadır. Bu koşul ise; denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halidir. Bu halde, hakkında kesinleşmiş bir mahkümiyet hükmü olmayan kişi "hükümlü" sayılmamakta ancak denetim süresince "sanık" sıfatı devam etmektedir. Koşullar yerine getirildiği takdirde ise; mahkemece geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilmektedir.

Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/07/2009 tarih ve E:2009/6-163, K:2009/202 sayılı kararında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hakkında; "Sanık hakkında kurulan mahkümiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CYY'nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Koşullu bir düşme nedeni oluşturan hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi..." nitelemesi yapılmış; kamu davasının düşmesinin gerekli koşulların yerine getirilmesine bağlı olduğu vurgulanmıştır.

Sonuç olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla kamu davası sonuçlanmadığından, halen sanık sıfatı taşıyan kişi hakkındaki yargılamanın da sonlandığını kabule olanak bulunmamaktadır.

Bir başka anlatımla; söz konusu karar hukuken varlık kazanamadığından hüküm ifade etmese de bu karar beraat anlamına gelmemekte olup; belirtilen süre içerisinde sanık denenmektedir. Denetim süresi sonunda beklenilen gibi davranması halinde, beraat kararının hüküm ve sonuçları doğacaktır.

Diğer taraftan polisin; toplumun asayişini, kişilerin, tasarruf emniyetini ve konut dokunulmazlığını korumak, halkın ırz, can ve malını muhafaza ve halkın istirahatini sağlamakla görevli ve genel bir emniyet görevlisi olması nedeniyle bu mesleğe girecek ve sürdürecek olanların da hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde güvenilir, onurlu, iyi ahlaklı ve disiplinli kişiler arasından seçilmeleri gerekmektedir.

Bu durumda, polislik mesleğinin yukarıda aktarılan özelliği gereği, bu mesleğe alınacaklarda diğer memurlardan farklı olarak bazı özel niteliklerin aranması gerektiği açıktır. Her ne kadar hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşmiş bir hüküm ifade etmese de polislik mesleğinin özellikleri dikkate alındığında dava konusu Yönetmelikte yer alan "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi" ibaresinin azami titizlik gösterilerek hazırlandığı anlaşılmakta olup, söz konusu ibarede kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Bu itibarla, davanın bu kısmı yönünden reddi gerekmektedir.

Dava Konusu Bireysel İşlemin İncelenmesi:

Uyuşmazlıkta; davacının "İnfaz Kurumuna veya Tutukevine Yasak Eşya Sokma" suçundan dolayı . Asliye Ceza Mahkemesi'nin . tarih ve E:., K:. sayılı kararı ile 1 yıl, 8 ay hapis cezasına çarptırıldığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, anılan kararın 02/07/2012 tarihinde kesinleştiği, davacı hakkındaki beş yıllık denetim süresinin 15/05/2017 tarihinde dolduğu, daha sonra davacının başvurusu üzerine . Asliye Ceza Mahkemesi'nin . tarihli kararıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 231/10 ve 223/8. maddeleri gereğince düşürülmesine karar verildiği görülmektedir.

Bu itibarla; yukarıda belirtilen Yönetmelik hükmü uyarınca tesis edilen bireysel işlemde de mevzuata aykırılık bulunmadığından davanın bu kısmı yönünden de reddi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. Dava Konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan; "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi" ibaresinin yönünden DAVANIN REDDİNE,

2. Davacının Hatay Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü'nden ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlem yönünden DAVANIN REDDİNE,

3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam . TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, duruşmalı işler için belirlenen . TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,

5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,

6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,

23/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER