ANKARA-MOSKOVA- WASHİNGTON GERİLİMİ: İDLİB

Suriye ordusunun, TSK'ya yönelik saldırılarının ardından İdlib'de var olan gerilim daha arttı

ANKARA-MOSKOVA- WASHİNGTON GERİLİMİ: İDLİB

2018 Eylül ayında Suriye'nin İdlib kentide silahtan tamamen arınmış bir bölge oluşturmak için masaya oturulmuş ve el sıkışılmıştı. 3 buçuk milyon insanı bulan olası göç dalgası ile olası sivil ölümlerinin önüne geçileceği umut ediliyordu. Uzun süreli dengeler üzerine kurulduğu şeklinde yorumlanan mutabakat, bir nevi öteleme anlaşması kimliğine büründü. Anlaşmanın sarsılmasında en önemli etkenlerden biri de Suriye ordusunun bölgedeki faaliyetlerini adım adım artırması oldu. Rusya ve İran’ın desteğiyle ayakta kalan Beşar Esad’a göre Türkiye’nin sınırındaki İdlib kaos ve terörü sonlandırmanın anahtarıydı.2011’den bu yana devam eden iç savaş sırasında hala ayakta durabilen Şam yönetimi için bu değişmedi. Sahada ve masada olup bitenler, bölgesel ve uluslararası aktörlerin de müdahil oluşuyla değişkenlik gösterse de bölgede istikrarlı olan tek şey savaşın ortasındaki sivillerin karşı karşıya kaldığı dram.

Suriye Müdahale Koordinatörlüğü’ne göre sadece son 4 günde (Duyuru 11 Şubat’ta yapıldı) 27 bin sivilin daha yerinden edildiği İdlib ile ilgili Kremlin sözcüsü Dmitriy Peskov, Ankara ile Moskova’nın kendi ‘endişe paketleri’ olduğu değerlendirmesi yapıyor.

Bugün hemen herkesin mutabık olduğu şey İdlib ile ilgili o endişelerin gün geçtikçe daha büyük bir gerilime dönüştüğü gerçeği.Ve gerilimin içinde yer alan oyuncular sadece iki başkent ile sınırlı değil gibi görünüyor.

İSRAİL DE SURİYE TABLOSUNDA YER ARIYOR

Washington’ın da bölge ile ilgili atacağı adımlar olabilir.Dahası bölgedeki tabloya ABD dışında İsrail’in dâhil olacağını iddia edenler de var. Suriye Dışişleri Bakanlığı’nın 6 Şubat’ta yaptığı “Türkiye, İsrail ile birlikte hareket ediyor” açıklaması o iddiaya bir örnek. İsrail aynı tarihte Şam’a hava saldırısı düzenlemiş, eş zamanlı olarak Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları sınırı geçmişti.

TÜRK-RUS HATTINDA GÜVENSİZLİK

 Bölge ile ilgili açık olan başka bir şey iseTürkiye-Rusya hattında gittikçe artan bir güvensizlik olduğu. Moskova’ya göre bu güvensizliği besleyen unsurlardan biri 2019 başından bu yana bölgenin önemli bir bölümüne el koyan Heyet Tahrir el Şam (HTŞ). Rusya, örgütün Suriye’yi El-Kaide’nin İslami bir emirlik haline getirme hedefini güttüğünü öne sürüyor.

Sahadaki adımlar bazen diplomaside de benzer bir karşılık bulabiliyor.usya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Türk meslektaşlarımız bölgede işbirliği yaptığı muhalifler ile HTŞ’li teröristleri birbirinden ayırma sözü verdi ama ne yazık ki bu teröristler İdlib’deki bölgede hüküm sürüyor sözleri gibi.

TÜRK ASKERİNE SALDIRI

Türkiye’nin son dönemdeki en büyük rahatsızlık nedeni Suriye ordusunun Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarına yönelik düzenlediği saldırılar. O saldırılarda resmi açıklamalara göre 1’i sivil 12’si asker 13 kişi hayatını kaybetti. Bu Soçi’deki İdlib mutabakatının anlamını resmen yitirdiğinin bir fotoğrafıymışçasına Ankara’nın önünde duruyor. 

Erdoğan pkonuyla yaptığı ilk açıklamada bunun sonuçları olacağını, hayati rol oynayan askeri gözlem noktalarının yerlerinde kalacağını belirtmişti. Aslında Suriye ordusunun varlığı geçen yıl bu zamanlardan bu yana Ankara’yı iyice öfkelendirmeye başlamıştı. Mayıs 2019’da kente düzenlenen kara operasyonu bu rahatsızlığın iyice yükselmesinin açık örneğiydi.

TOPRAĞIMI ÇALAN HIRSIZ

22 Ekim 2019’da Suriye Devlet Başkanı Esad’ın İdlib’in güney kırsalındaki Hubeyt kasabasında kendi askerlerini ziyaret edip, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan “Toprağımızı çalan hırsız” diye bahsetmesi o rahatsızlığı iyice perçinledi. TSK’nın ateşkes gözlem noktasının da içinde bulunduğu Han Şeyhun’da hâkimiyet kuran rejim güçleri daha sonra dört gözlem noktasını daha kuşatma altına aldı. Ki; o gözlem noktaları Astana’da Türkiye-Rusya-İran arasında sağlanan anlaşma çerçevesinde kurulmuştu.Son 9 aya bakıldığında ise İdlib’in dört büyük ilçesinde çok sayıda yerleşimin Esad’ın eline geçtiği görülüyor.

Buna Şam yönetimi için kritik öneme sahip iki yolun, yani M4 ile M5’in kesiştiği Serakib de dâhil. İdlib’deki muhalifler burayı Esad’dan geri almaya çalışıyor. Son olarak ilçe merkezinin batısında Suriye ordusuna ait bir helikopter düşürüldü.

Türkiye Esad rejimin saldırılarının ardından “Bedelini ağır ödeyecekler” diyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan izleyeceği yol haritasını 12 Şubat Çarşamba günü açıklayacağını duyurdu. 

ABD-Rusya rekabetinin Suriye’deki izdüşümü

Rusya ile Suriye konusunda Soçi ve Astana’da yapılan görüşmelerde mutabakata varıldığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu an itibarıyla maalesef Rusya Astana’ya da Soçi’ye de sadık değil” diyerek duyduğu rahatsızlığı dile getirmişti.

Aslında Soçi mutabakatına vurgu yapan sadece Türkiye değil.

Kremlin Sözcüsü Peskov’un da 11 Şubat’ta “Soçi mutabakatının uygulanması gerekir” yönündeki çağrısı son gelişmelerin ardından kimi analistlere göre tuhaf bulundu.

Tuhaf olmayan ise ABD ve Rusya arasındaki rekabet.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Emeritus Profesör İlter Turan, Washington ile Moskova’nın Ortadoğu’daki çekişmesini Türkiye üzerinden yürütmeye çalıştıkları kanaatinde.

ABD’nin Türkiye’nin Suriye politikasına açık destek verdiği, Washington yönetiminin Ankara’ya paralel ateşkes çağrısı yaptığı bir dönemde Trump’ın kriz ortamından kendine pay çıkarmaya çalıştığı yönünde görüşler var.

Turan’a göre ise ABD’nin Türkiye’nin Suriye politikasını bütünüyle desteklediğini söylemek namümkün:

Aslında Türkiye’nin baş düşman ilan ettiği YPG ile Fırat Nehri’nin doğusunda ABD çok yakın işbirliği içinde. Bu işbirliğini zayıflatacağına ilişkin bir emare de yok. Fırat’ın batısında ise Rusya Esad rejimiyle işbirliğini sıkı tutmakta, bundan vazgeçecek gibi gözükmemekte.

Rusya ile ilgili bir başka görüş bildiren isim gazeteci Pierre Haski.

Fransa merkezli France Inter radyosuna son dönemdeki gerginliği yorumlayan Haski, gerilimin artmasını engelleyebilecek tek kişinin Vladimir Putin olduğunu düşünüyor.

Haski, Rusya Devlet Başkanı’nın bölgesel aktörler ve dünyanın geri kalanınca her zaman anlaşılamayan, karmaşık bir oyun oynadığını ama bir yandan da Suriye ordusunun bombardımanını durdurmaya çağırabilecek tek kişi olduğunu söylüyor.

Polanya gazetesi Gazeta Wyborcza’ya yazan Dawid Warszvwski ise 6 Şubat tarihli makalesinde “Ankara Esad’ın İdlib’den zaferle çıkacağını kabullendi” diyor.

Ankara-Moskova hattında zor dönem

Uluslararası ilişkiler uzmanlarının hemfikir olduğu İdlib’deki son gelişmeler sonrası Ankara-Moskova hattında zor bir dönemden geçildiği.

İlter Turan, “Türkiye’nin tercihlerine hiç yer vermeyen bir vaziyet alınırsa gerçekten Türk-Rus ilişkileri sarsıntıya girecektir” yorumu yapıyor.

Karşılıklı bağımlılığın fazlaca olduğu, tamamen bir kopma meydana gelmeyeceği notunu ekleyen Turan, işler iyice sarpa sarar ise Türkiye’nin uğruna Amerikan yaptırımlarını bile göze aldığı S-400 hava savunma sistemlerini ekarte edebileceği şerhini de düşüyor.

Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu da iki taraf için zor bir dönem olduğu vurgusu yapıyor, Ortadoğu’daki ittifakları ‘esnek’ birlikteliklere benzetiyor:

Suriye özelinde Rusya ve Türkiye’nin süregelen ilişkilerinin zarar gördüğü ortada. Zaten Ortadoğu’da uzun süredir hep vekâlet savaşları süregeliyor, şu anda rejimin arkasındaki vekiller iki ülke. Hava desteğini veren Rusya ve kara desteği veren İran.  Ortadoğu genelinde Suriye özelinde var olan ortaklıklar her an değişmeye muktedir.  Yani ittifaklar esnek birliktelikler.  Rusya-Türkiye ilişkileri bir testten geçiyor. Bu kırılganlık uzun süreli mi olacak göreceğiz. Ama iki taraflı kayıp söz konusu olabilir.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER