İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Yılın İkinci Yarısına İlişkin Beklentilerini Paylaştı
14 Temmuz 2026 Salı 21:31
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, yılın ilk yarısına dair değerlendirmelerde bulunurken, ikinci 6 aylık dönemde reel sektörün ekonomi yönetiminden beklentilerini net bir dille özetledi. İlk yarıyı dış şoklara rağmen "dirençli kaldığımız bir dönem" olarak tanımlayan Avdagiç, dezenflasyon sürecinin kararlılıkla sürdürülmesini ve faizlerde kademeli bir normalleşmeye geçilmesini beklediklerini vurguladı.
"İlk Yarıyı Zorlandığımız Ama Dirençli Kaldığımız Bir Dönem Oldu"
Avdagiç, yılın başında patlak veren jeopolitik krizlerin (ABD/İsrail-İran gerilimi) enerji maliyetlerinde beklenmedik bir şok yarattığını, bunun da enflasyon ve ihracatçı maliyetleri üzerinde ilave baskı oluşturduğunu belirtti. Buna rağmen makro düzeyde kazanımların korunduğuna dikkat çekerek şu verileri paylaştı:
-
Enflasyonda Düşüş Eğilimi: Haziran ayında yıllık enflasyonun yüzde 32 seviyesine gerilemesi ve aylık artışın yüzde 1'in altına inmesi, programın fiyat istikrarı tarafında mesafe katettiğinin önemli bir göstergesi.
-
Maliyet-Kur Makası: İlk 6 ayda sepet kur ortalama yüzde 7,03 artarken, TÜFE-ÜFE ortalaması yüzde 16,9 oldu. Avdagiç, reel sektörün bu makasın kapanmasını ve kur ile enflasyon korelasyonunun dengeye gelmesini beklediğini ifade etti.
-
Sanayideki Daralma: İlk çeyrekte genel ekonomi yüzde 2,5 büyürken, sanayinin yüzde 0,8 daraldığına işaret eden İTO Başkanı, bu durumun göz önünde bulundurularak önlemler alınması gerektiğini söyledi.
"Herkese Ucuz Para Değil, Üretene Erişilebilir Finansman"
Reel sektörün en büyük beklentilerinden birinin dezenflasyon sürecinin yarattığı alanla birlikte finansman yükünün hafifletilmesi olduğunu belirten Avdagiç, seçici kredi politikasının önemine değindi:
"Sıkı duruş korunurken; üretime, yatırıma ve ihracata dönük seçici ve hedefli kredi kanallarının açık tutulmasını bekliyoruz. Yani 'herkese ucuz para' değil, 'üreten ve ihraç edene erişilebilir finansman' ayrımını çok önemsiyoruz."
AB ve ABD ile İlişkilerde Tarihi Fırsatlar
Dış ticaret ve küresel tedarik zincirlerindeki dönüşümlere de değinen Avdagiç, Türkiye'nin önündeki fırsat pencerelerini şu başlıklarla özetledi:
-
Avrupa'nın Doğal Üretim Üssü Adaylığı: AB'nin Çin'e bağımlılığı azaltma ve tedarik zincirlerini yakın coğrafyalara kaydırma stratejisinde Türkiye'nin en güçlü aday olduğunu; Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin her iki tarafın da yararına olacağını belirtti.
-
SEPA (Tek Euro Ödeme Alanı) Hamlesi: Türkiye'nin SEPA'ya katılım başvurusunun sınır ötesi euro transfer maliyetlerini düşüreceğini ve bunun KOBİ'ler ile ihracatçılar için doğrudan bir rekabet avantajı yaratacağını vurguladı.
-
ABD ile 100 Milyar Dolarlık Ticaret Hedefi: CAATSA yaptırımlarının kaldırılması yönündeki iradenin ve savunma sanayisindeki (F-35, KAAN motor tedariki, ASELSAN, ROKETSAN projeleri) olumlu gelişmelerin, ticari ilişkilerde yeni bir güven iklimi yaratarak 100 milyar dolarlık hedefi yaklaştırabileceğini söyledi.